Mevlânâ Celâleddîn-i RûmîYazarlara Göre Sözler
Trend

Mevlana Sözleri

Mevlana - Kısa Biyografi

30 Eylül 1207 – 17 Aralık 1273 tarihleri arasında yaşamış Müslüman şair, fâkih, âlim, ilahiyatçı ve Sufi mutasavvıf. Tasavvufta Mevlevî yolunun öncüsüdür. Kendisinin etkisi yalnızca bir ulusla veya etnik kimlikle sınırlı kalmayarak pek çok farklı millete ulaştı; manevi mirası İranlılar, Tacikler, Türkler, Rumlar, Peştunlar, Orta Asyalı Müslümanlar ve Güney Asyalı Müslümanlar tarafından benimsenerek yedi yüzyılı aşkın bir süredir takdirle karşılandı. Şiirleri dünya çapında onlarca dile birçok kez çevrildi ve zaman zaman çeşitli farklı biçimlere dönüştürüldü. Kıtaları aşan etkisi sayesinde günümüzde ABD’de “en çok tanınan ve en çok satan şair” hâline geldi.

 

Adalet nedir? Ağaçları sulamak… Zulüm nedir? Dikenlere su vermek..

Adalet; daha kötüye, daha kötü; ceza verilmesini emreder.

Adam olmayanları,adam olanların hatırı için bırak.

Ağaç isteyen, tohuma sahip olmalı.

Ağlamak, kadının tuzağıdır.

Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar.

Akıl, aşk ve can! Bu üçü üçgendir. Her derde çare,her yaraya merhemdir.

Akıllılar önceden ağlarlar; bilgisizlerse, işin sonunda başlarını vururlar. İşin başında sonunu gör de, ceza gününde pişman olma.

Aklın başına gelince, sakın pişman olacağın bir iş yapma.

Aklın varsa başka bir akıl ile dost ol da, işlerini danışarak yap.

Alelade otlar, iki ay içinde yetişir. Fakat kırmızı gül ancak bir yılda yetişir.

Allah erlerinin işi parlaklıktır. İhlas ile çalışmaktır. Alçakların işi hiledir, utanmazlıktır.

Allah’ın davetinden uzak ve nasipsiz kalan kimse,sultanda olsa, dilenci gözlüdür.

Altın definesini, bilinmeyen viranelerde gizlerler.

Aptalın sevgisi, ayının sevgisidir; kini sevgidir, sevgisi kindir.

Asker; nerede bir bozguna uğrarsa, iki üç korkak tabiatlı adamın yüzünden uğrar.

Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.

Aşk bir davadır, cefa çekmek ise bir şahitliktir. Şahidin olmadan davayı kazanamazsın ki.

Aşk, altın değildir, saklanamaz. Aşığın bütün sırları meydandadır.

Aşk, hiçbir zaman afetten öğüt almaz.

Aşk, öyle engin bir denizdir ki, ne başlangıcı ne de sonu vardır.

Aşk; öyle bir saltanattır ki, zevâli yoktur.

Aşkı, aşktan başka bir şey söndüremez.

Ayıpsız dost arayan, dostsuz kalır.

Ayran içinde yağ nasıl gizliyse, doğruluk cevherinde de yalan gizlidir.

Ayrılık içinde,insanın gözünü açıp kapayıncaya kadar geçen zaman yıl gibi gelir.

Az ye, az söyle, az incit.

Aziz kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.

Bağı çöz, hür ol. Ne vakte kadar altın ve gümüş kaydıyla bağlanıp esir kalacaksın.

Bal yiyen, arısından gocunmaz.

Bal, her ağızda tatlıdır.

Başkalarına imrenme, çok kimseler var ki senin hayatına imreniyorlar.

Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.

Başkalarının zararına dolan kese ve kimseye faydası olmayıp da kendi nefsine hasredilmiş servet, makbul ve itibarlı değildir.

Bataklıkta yetişen gül bile olsa, yakana takma.

Beden sabit görünse de, ruh her zaman değişir.

Ben hataları gören gözleri yok ettim.

Ben öyle bir aşka dalmışım ki, evvel ahir gelenlerin aşkı, benim bu aşkımın içinde gark olmuşlardır.

Benliği hor ve hakir kılıp, insanı yükselten aşk ve sevgidir. Onsuz bütün beden tamahtan ibarettir. Tamah ise alçaltandır.

Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir, bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

Bilgisizlerin geçtikleri mevkiye yaptığı fenalığı, yüzlerce aslan bir araya gelse yapamaz.

Bin bahar görse de, taş yeşermez.

Bir aşkın tesiriyle esvabı yırtılan kişi, hırstan da her ayıptan da temizlenmiştir.

Bir beste gibi ol, ardından özlemle söz etsinler.

Bir insanda kendini yüksek görme, hırs ve şehvet, söz söylerken soğan gibi kokar.

Bir kimseyi tanımak istiyorsan, düşüp kalktığı arkadaşlarına bak.

Bir mum diğer mumu tutuşturmakla keni ışığndan bişey kaybetmez.

Bir namazın suretinin şartı, suyla temizliktir; namazın ruhunun şartı ise ruhi temizliktir.

Bir sarhoş; mezeden, şarap kadehinden başka ne ister.

Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, onu aramamak demektir.

Bir yanda ölümdür ama o yanda doğumdur. Ölüm batma gibi görünür ama aslında doğmaya hazırlıktır.

Birlikte olduğum insanlardan, yalnızlığı öğrendim.

Boş karın şeytanın zindanıdır. Çünkü ekmek derdi, onun hilesine, düzenine manidir.

Bu dünya bir ağaca benzer, biz de bu ağacın yarı ham, yarı olmuş meyveler gibiyiz.

Bugün üstüne bastığın çimenler, yarın toprağının üzerinde bitecek.

Buğdayı olmaksızın değirmene gidenin, ancak saçı sakalı ağarır. Başka bir şey elde edemez.

Bulanmadan ve donmadan akmak ne hoştur.

Bulutlar ağlamasa, yeşillikler nasıl güler?

Bütün cihanı araştırdım, güzel ahlaktan daha üstün bir liyakat bulamadım.

Bütün kainat birbirine sevgi ile bağlanmış, sevgini vermesini öğren. Çünkü gönül anlasın ki,hepsine yer varmış, sevgisiz insandan dünya, unutma ki korkarmış.

Büyük israf, ömür israfıdır.

Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol.

Cahil olanların, merhameti ve lütfu azdır.

Cahilin sonunda göreceği şeyi, akıllılar önce görür.

Can bağından “Hal” ve “Zevk” eksik ise, çok mu? Olgu er hep gam yese.

Canın ormanında bir av avlamak için doğan ol. Canın güneşi gibi doğ, canını parıldat.

Canlardan perde kalksaydı, canların her sözü mesihane olurdu.

Çarpık ayakkabılar, çarpık ayağa uyar.

Çıkacağım makama; sabrı, merdiven yaparım.

Çirkin ve zararlı davranışlarla mücadele gidemeyecek kadar medeni cesarete sahip olmayan toplumlar, o çirkinlikler içinde yok olmaya mahkumdurlar.

Çirkinle güzeli gözle değil, görünüşle değil, akılla ayırt edin.

Çoban ol dedik, kurt oldu. Bekçi ol dedik, hırsız oldu.

Çoban uyudu mu, kurt emin olur.

Çocuk elmayı görmeden, kokulu soğanı elinden bırakır mı?

Davul kuru olursa sesi başka türlü çıkar, yaş olursa başka türlü.

Davul sesine uyanan zengin,bekçinin geceyi nasıl geçirdiğini, nasıl bilsin.

Davulun sesinden tilkiler korkar,fakat akıllı kişi onu öyle döver ki, deme gitsin.

Deniz gibi mal kazan, fakat sen üzerinde gemi ol.

Denize yol bulmuş küpün önünde, ırmaklar bile diz çöker.

Denizi bir testiye doldursan, alabildiği kadar su alır,gerisi kalır.

Dert, daima insana yol gösterir.

Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.

Dert; Allah’ı gizlice çağırmana sebep olduğundan, bütün dünya malından daha üstündür.

Dertler, ölümün elçileridir. Onlara yüz çevirme.

Dertli adamın kararsızlıklarla, dumanlarla dolu bir gönül evi vardır, derdini dinlersen o eve bir pencere açmış olursun.

Dertsiz dua soğuktur, bir şeye yaramaz. Dertli dua ve yalvarma, gönülden,aşktan gelir.

Dışarıdan ışık kaynağı olmazsa, gözler renkleri fark etmez.

Diken güle sığındı da, ateşten kurtuldu.

Dikenden gül bitiren,kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

Dili ve sözü bir olmayan kimsenin yüz dili bile olsa o, yine dilsiz sayılır.

Dilin salavat getiriyor durmadan ama, Mustafa’nın temizliğinden ne haber?

Dinin aslını anlamaya imkan yoktur. Ona ancak hayran olunur. 

Dosttur, çöp değildir, onu kırma.

Dostun yolunda çekinmeyip saygısızlık eden kimse, hak erlerinin yolunu vuran bir namerttir.

Dua ve ibadet,Allah ile olmaktır. Allah ile olan kimse için ölüm de, ömür de hoştur.

Duygu, aklın esiridir. Fakat bil ki, akıl da ruhun eseridir.

Dünle beraber gitti düne ait ne varsa; bugün yeni şeyler söylemek gerek.

Dünya mıknatıs gibidir, bütün samanları çeker, ancak özlü buğday, onun çekişinden kurtulmuştur.

Dünya nimetlerle dolu bir bağ olsa, fare ve yılan, yine toprak yer.

Düşünce sahipleri bedence zayıflar. Mum ne kadar erirse alevi o kadar parlar.

Düşünceler senin evine gelen konuklardır. Evini konuklara aç.

Ecel verileni almadan önce, verilmesi gereken her şeyi vermek gerekir.

Edebin ne olduğunu arayıp soranlara bilsinler ki, edep her edepsizin, edepsizliğine sabretmek ve dayanmaktır.

Edepsiz yalnız kendine fenalık etmedi. Ateşini belki bütün etrafa yaydı.

Elinden geldiği kadar kul ol, sultan olma. Zahmet çek, top gibi ol, cevken olma.

Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

Eşek sahibinden eşekliği yüzünden kaçar, halbuki sahibi iyiliğinden dolayı onun peşinden koşar.

Eşekten şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.

Ey akıllı!.. Sakın aklın başına gelince, pişman olacağın bir sarhoşluğa düşme.

Ey birader, sen ancak bir düşünceden ve fikirden ibaretsin. Üst tarafın kemik ve sinir ve kas ve adaleleri meydana getiren ince liflerden ibaretsin.

Ey can, önce farenin şerrini def et, sonra buğday biriktirmeye çalış.

Ey diken arayan kimse!. Cennete girsen bile, orada senden başka diken bulunmaz.

Ey haberi haber verenden habersiz. Senin tövben günahından beterdir.

Ey Müslüman, edep nedir diye sorarsan bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine katlanmaktır.

Ey Nefsim! Şeytana yem mi yoksa cennette gül mü olmaktır niyetin. Bırak yakamı Rabbime secde edeyim sen huzura er ben de iman ile öleyim.

Ey oğul! Bileklerindeki zinciri çöz. Hür ol! Ne zamana kadar altının, gümüşün esiri olacaksın.

Ey sapık mağrur senin canında, kendini kemal sahibi sanmaktan daha kötü bir illet olamaz.

Ey soğuk, hareketlen ki ısınasın, sertliğe alış ki yumuşayasın.

Fani olan şey, bâkinin kanıtıdır.

Fare huylulara, kedi bey olur.

Felsefeye sarılan kişinin aklı, akılla anlaşılabilen şeylere bağlanmış kalmıştır.

Gece, neye gebeyse onu doğurur.

Gençlerin aynada göremediklerini, yaşlılar bir tuğla parçasında okurlar.

Gerçek aşkta ne vefâ vardır, ne cefâ.

Git kendine dert ara, dert bul, dertlerden bir başka dert seç. Çünkü (yaşamak için) bundan başka çare yoktur. Bahtın yar olmadı diye, üzülme sakın. Ancak derdin yoksa, o zaman üzgünlük göster.

Göklerin damına çıktığında, merdiven aranmaz.

Gönlü aydın ve erdemli bir kişiye kul olmak, padişahların başına taç olmaktan iyidir.

Gönül öyle bir varlıktır ki, ona bu yedi gök gibi, yedi yüz tanesini koysan kaybolup gider.

Gördün ya beni, gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.

Görevini tam yerine getirmemiş olanın; vicdan yarasına ne mazeretin çaresi, ne ilacın şifası çare getirmez.

Göz sevdiğini, gördüğünü yitirebilir. Can gözüyse gördüğünü daima görür.

Gözlerini kamaştıran renkli camları kır da öyle bak ki, gözüne çarpan şeyin ne olduğunu anlayabilesin.

Güçlük; kolaylıkla beraberdir,kendine gel, ümidi bırakma! Akıllı insan bilir ki, ölümün arkasında bile daha güçlü bir hayat beklemektedir.

Gülün annesi, dikendir.

Gülün dibindeki toprak, gül kokar.

Gülün dikene katlanması, onu güzel kokulu yaptı.

Gülün dostu dikendir.

Güneşin varlığına delil, yine güneştir. Delil ararsan, güneşten yüz çevirme.

Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığını kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

Güzel olan şeyler, zıddıyla meydana çıkar; Cenab-ı Hak, zıddı olmadığı için gizlidir.

Güzel ve iyi yüz, kötü bir huyla beraber olunca bil ki, kalp akçe bile etmez.

Güzel yüz, aynaya âşıktır.

Hak’tan vahiy telakki ve cevap alan kimse, her ne buyurursa söyledikleri doğrunun ta kendisidir.

Hakkı sevmek kolay, güç olan halkı sevmektir. Bilin ki yaşamın sırrı, güç olanı başarmaktır.

Haktan bahar fermanı gelmedikçe, toprak sırrını açamaz.

Halk; kime secde ederse, onun canını zehirliyor demektir.

Hallac “Enel Hak” dedi, astılar. O da bizim bildiğimizi bilse idi, o da bizi katlederdi.

Hamdım, piştim, yandım.

Hangi tohum, yere ekildi de çıkmadı? Niçin, insan tohumu hakkında yanılgıya düşersin?

Hasım hazır olmadıkça, kimsenin şikâyetini dinlemeyiniz.

Hayat, zıtların birbirleri ile uzlaşmasıdır. Aralarında savaş meydana gelmesi de ölümdür.

Hayatı tatlı olanın ölümü, acı olur. Tenine tapanın ruhu için kurtuluş yoktur.

Hazine; eziyet çekene, çalışıp çaba gösterene gözükür.

Her denizin incisi olmaz.

Her diken gül vermez.

Her dil gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.

Her gülün dikeni vardır, ama her dikenin gülü yoktur.

Her kanat, denizi aşamaz.

Her nimetin bir gamı vardır.

Her okuyan, kendi, aklı miktarınca anlar.

Her olayı hayır bil, her geceyi kadir bil, her geleni hızır bil.

Her sedefte inci bulunmaz.

Her şeye doğru demek aptallıktır, her şeye yanlış diyen ise zorbadır.

Her zerrenin gönlünde bir saray var, fakat kapısını açmadıkça sana kapalı kalır.

Herkes herkese bir lokma bir şey verebilir ama boğaz bağışlamak, ancak Allah’ın işidir.

Herkesin anlayış derecesi farklıdır. Benim sana anlatacaklarım, ancak senin anlayabildiğin kadardır.

Hiç derede kuru toprak bulunur mu?

Hiç zulm edermi kuluna Mevlası, Kulun çektiği kendi belası.

Hiçbir şeylikte dönen bu dünyalara bakınız. Bu, sizin gücünüzün içinde!.

Hiçbir viraneyi, definesiz bilme.

Hiçbir zaman diyemem; “hırsızlık edip, alçal!” Ama derim; “çalarsan nal çalma, lâl çal”.

Hile yıldırıma benzer, onun ışığıyla yolcuların yolu görmelerine imkân yoktur.

Hissi göz, güneşe zebundur, İlâhî bir göz ara.

Huzur arıyorsan dost ol, çabuk pişmanlık getir, işe güce koyul.

Irmak suyunu tümden içmenin imkânı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmenin de imkânı yok.

İçinden gelmeyeni, dışarıdan verilenin faydası olmaz.

İçteki kiri; su değil, ancak gözyaşı yıkar.

İhtiyar, akıl ihtiyarıdır. Saçın sakalın ağarması ile adam adam olmaz.

İki kişiyi aşan ve bir başkasına da söylenen her sır, yayılır.

İki parmağının ucuna gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.

İlaç, alemde dertten başka bir şey aramaz.

İnce sözler keskin kılıca benzer. Kalkanın yoksa geri dur.

İncinin binlerce düşmanı olur.

İnsan akılla pîr olur, saçı sakalı ağarmakla değil.

İnsan dünyayı zapt eder ama ağzını zaptedemez.

İnsan gözden ibarettir, geri kalan deridir. Göz ise dostu görendir.

İnsan, ancak çalıştığını kazanır.

İnsana aradığı şey, bakılarak değer biçilir.

İnsana kimse gözü gibi lalalık edemez.

İnsanda güzel olan yüzdür, Yüzde güzel olan gözdür, Ama insanı insan yapan ağzından çıkan sözdür.

İnsandan bela gelmez, hak istemedikçe; Hak bela vermez, kul azmadıkça.

İnsanın içi oyulmadıkça ötmeyen bir kamışa benzer.

İnsanın kanadı, gayretlidir.

İnsanlar ağaçlardan ders almalıdırlar. Onlar; ne üzerlerinde barınan kuşların, ne gölgelerinde yatan insanların, ne de verdikleri yemişlerin hesabını tutarlar.

İnsanları iyi tanıyın, her insanı fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin.

İyi ağaçtan, talihli dal çıkar.

İyi dostu olanın, aynaya ihtiyacı yoktur.

İyiliği ve ihsanı tamamlamak, başlamaktan daha hayırlıdır.

Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.

Kadın olmasaydı, dünyada hayatın neşesi kalmazdı.

Kadında hayvan niteliği üstündür. Çünkü kadın, renge ve kokuya düşkündür.

Kalbi ve sözü bir olmayan kimsenin yüz dili bile olsa, o yine dilsiz sayılır.

Kanaat etmekten hiç kimse ölmemiştir. Hırs besleyerek hiç kimse padişah olmamıştır.

Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı.

Kâr gözetmeden veren ancak, Allah’tır.

Kara yüzlüye; ha sabun, ha kara boya.

Kardeşim, ancak fikirdir varlığın, gerisi et ve kemiktir bir yığın.

Kargalar ötmeye başlayınca, bülbüller susar.

Karınca, güzelim harmanları görmezde bir tanecik buğdayın üstüne titrer.

Kedi, rüyasında yağlı kuyruk görür.

Kendi ayıbını görene ne mutlu!

Kendine kötü de, başkasına deme.

Kendini öfke içinde gizleme. Sendeki bu güzellik, gizlenecek güzelliklerden değildir.

Keskin dişli kaplana acımak, zavallı koyuna haksızlıktır.

Kılıca kesmekten usanç gelmez.

Kılıç, boynu olanın boynunu keser.

Kim daha güzelse, kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.

Kim demiş “Gül dikenin yaşar himayesinde”. Dikenin itibarı, ancak gül sayesinde.

Kimde bir güzellik varsa, bilsin ki ödünçtür.

Kimde sevgi varsa, Allah’ın varlığı ondadır.

Kimden kaçıyoruz, kendimizden mi? Ne olmayacak şey! Kimden kapıp kurtarıyoruz? Hak’tan mı? Ne boş zahmet!

Kimseden sana kötülük gelmesini istemiyorsan; fena söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma.

Kitaplardan önce, kendimizi okumaya çalışalım.

Komşularından av kapmak arslanlara ayıptır, köpeklere değil.

Köpeğin karnı doyarsa, daha çok serkeşleşir.

Köpek yarasını, yalaya yalaya iyi eder.

Köpek, mamûr olan yerde bulunur.

Köpeklerin dudağı değdi diye deniz kirlenmez.

Körler çarşısında ayna satma, sağırlar çarşısında gazel atma.

Körler görmese de, yıldızlar vardır.

Kötü adın çirkinliği harften, deniz suyunun acılığı kaptan değildir.

Kötü huyu âdet edinme kökleşir, yerleşir.

Kötü yaradılışlı insana ilim öğretmek, yol kesen haydutlara kılıç vermeye benzer.

Kötülüğü, yaptığın işlerde gör; talihimden deme!.

Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.

Kuş, ancak kendi cinsinden olan kuşlarla uçar.

Leş bize göre rezildir ama domuza, köpeğe şekerdir, helvadır.

Maşrapamız küçükse, deryayı suçlamaya hakkımız olamaz.

Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.

Muhabbet ve merhamet insanlığın; hiddet ve şehvet de hayvanların sıfatlarıdır.

Ne bahtiyardır o kişi, yoldaşı hasûd değildir.

Ne kadar bilirsen bil,anlatabildiklerin, karşındakinin anlayabileceği kadardır.

Ne kadar zengin olsan, ancak yiyebileceğin kadar yersin. Denize testiyi daldırsan, alabileceğin su kadar alırsın, gerisi kalır.

Ne mutlu o kimseye ki, kendi ayıbını görür.

Ne olur da deniz köpeğin ağzından beslenir. Nasıl olur da güneş üflemekle söner.

Nefis üç köşeli dikendir, ne türlü koysan batar.

Nefistir seni yolda koyan, yolda kalır nefse uyan.

Nefs bir puttur, eyle dikkat nefsine. Kır; o puttan doğmasın, bir put yine.

Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin?

Nice bilgin vardır ki, gerçek bilgiden, gerçek irfandan nasipleri yoktur. Bu çeşit bilgin; bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil.

Nice insanlar gördüm üstlerinde elbise yok. Nice elbiseler gördüm içlerinde insan yok.

Nimet, insana gaflet verir; şükür uyandırır.

O dağa bir kuş kondu,sonra da uçup gitti. Bak da gör; o dağda ne fazlalık var, ne bir eksilme.

Odun yana yana kül olur, insan yana yana kul olur.

Onun hoş olmayan hali ,benim canıma hoş gelir. Gönül inciten sevgilime,canım feda olsun.

Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah’ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.

Ölüm, yaradılmışın yaradana kavuşmasıdır, Seb-i arus’tur.

Ömür, akan su gibidir, durmadan yenilenir, beden sabit görünse de her an değişir.

Ömür; altın kesesine benzer, geceyle gündüz de para sayan adamdır.

Önce çakmak vardır,sonra kıvılcım. Ama değerine bak bir de!. Kıvılcımın değeri, çakmaktan üstündür.

Önce farenin şerrini defet, sonra buğday biriktirmeye çalış.

Parlak güneş tan yerinde durdukça, ışığı her eve misafir olur.

Pisler pisliklerini yaparlar ama sular da temizlemeye çalışır.

Pişmişin halinden anlar mı ham, sözü kısa kesmek gerek vesselam.

Putların anası, nefsinizin putudur.

Renkle, kokuyla, mevkiyle övünmek; ancak çocukları sevindirir, aldatır.

Ruhların alçalması, bedenin yüzündendir. Bedenlerin yücelmesi, ruhlardandır.

Sabır, kurtuluşun anahtarıdır.

Sabırlı kuş, bütün kuşlardan daha iyi uçar.

Sahte para, sarrafın can düşmanıdır.. Yoksula köpekten başkası düşman olur mu?

Sakın fazilet elbisesini üzerinden çıkarma. O zaman küçük mahluk bile seni ezmeye gelir ve ezer.

Sanma ki dert sadece sende var, sendeki derdi nimet sayanlar da var.

Savaşsız, sabırsız yenme olur mu hiç?

Sen anılması güzel olan bir söz ol. Çünkü insan, kendisi hakkında söylenilen güzel sözlerden ibarettir.

Sen beşeri vasıflardan fani oldun mu? O vakit Allah’ın sırları denizi, seni baş üstünde tutar.

Sen kendin için ön ve arkan var zannında isen; cisme bağlısın, candan mahrumsun.

Sen taş olsan da, mermer olsan da, kaya olsan da; İlâhi bir aşıkla buluştun mu, inci olursun.

Sen ve ben gafletini aşıp, biz olanların rızkıdır aşk..

Sert bir taş hatta mermer bile olsan, eğer gönül sahibine ulaşırsan, sen de cevher olursun.

Sevdiklerinin güzelliği, yaptıklarına yansısın.

Sevgi ve acıma, insanlık vasfıdır; Hiddet ve şehvetse, hayvanlık vasfı.

Sevgi, bilmekten doğar.

Sevgiden acılar tatlanır,bakırlar altın olur. Sevgiden kirli ve bulanık sular,duru hale gelir.

Sevgiden ölüler dirilir, padişahlar kul olur, bakırlar altın kesilir.

Sopayla kilime vuran, kilimi dövmez, tozlarını silker.

Soru da bilgiden doğar, cevap da.

Söz yuva gibidir, mana kuş gibi , cisim ırmak gibidir ruh akıp giden su gibidir.

Sual de bilgiden doğar, cevap da.

Suskunluğum asaletimdendir Her lafa verilecek bir cevabım var. Lakin bir lafa bakarım laf mı diye. Bir de söyleyene bakarım adam mı diye!

Şah bile sevgiye kuldur, köledir.

Şahlıktan feragat edeni şah bil. Onun nuru, aysız ve güneşsiz parıldar.

Şarap geldikten sonra, kadeh eksik olmaz.

Şarap, zaten edepsiz olanı edepsiz eder.

Şu akıp giden kum seline bak; Ne durması var, ne dinlenmesi, Bak birdenbire nasıl bozuluyor dünya, Nasıl atıyor bir başka dünyanın temelini…

Şu ana kadar böyle yaptın, artık yapma. Suyu bulandırdın, artı daha fazla bulandırma.

Şu dünyayı dolaştım giymedim başıma taç; ne zengini tok gördüm, ne fakiri aç.

Şükretmek surat ekşitmekse, sirkeden çok şükreden yok.

Tanrı yüzünü çirkin yaratmışsa kendine gel. Hem çirkin yüzlü, hem de çirkin huylu olma bari.

Tefekkür sahipleri bedence zayıflar, mum ne denli erirse, alevi o kat parlar.

Ten, ruhun elbisesine benzer. Bu el ruhun elinin yeridir, bu ayak da ruhun ayağına giydiği mesttir.

Tenini besleyip geliştirmeye bakma, çünkü sonunda toprağa verilecek bir kurbandır. Sen gönlünü beslemeye bak.! yücelere gidecek, şereflenecek odur.

Testi, taştan korkar.

Testinin içinde ne varsa, dışına o sızar.

Topraktan biten güller solar gider, gönülden biten güller daimidir.

Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.

Tuzağa saçtığın taneler, cömertlik sayılmaz ki…

Üç sözden artık değil. Bütün ömrüm şu üç söz; Hamdım, piştim, yandım.

Üç şeyi az yapın, bir şeyi çok yapın; az yiyin-için, az konuşun, az uyuyun, çok düşünün.

Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazeretin devası, ne ilacın şifası deva getiremez.

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Mevlana Sözleri

Yapacağın işte nefsinle meşveret etmek ve ne derse aksini yapmak; kemaldir.

Yayın eğriliği, doğruluğun ta kendisidir.

Yeşilliklerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıldan meydana gelen gül bahçesi, hep yeşil ve güzeldir.

Yukarıdan ambara istediğin kadar çuval boşalt. Eğer fare ambarı altından delmişse, gayretin nafiledir.

Yüzün rengi, kalplerin casusudur.

Zalim ve kötü bir ruhu olan insan, kendini eğitmezse, cennet gibi gözüken sarayda bile cehennem azabı çeker.

Zenginlik; insanı sarhoş eder, aklını başından alır ve utanmayı gönülden siler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı